23 Eylül 2013 Pazartesi

Emektar pabuçlarım..

 
    Pembe burnu yırtık bir spor ayakkabı..


Beni birşeyler anlatmaya iten aslında tam olarak bu muydu.. yoksa bardağı taşıran son damla mıydı; pembe emektar eskimiş bir ayakkabı..
Yapayalnız ve beş parasız kaldığım bir dönemde, neredeyse kalan son arkadaşımla yaşadığım bir tartışmadan sonra eve dönerken gözüm bir an ayaklarıma takıldı. Evet hala içi dışına çıkmış bir ayakkabı giyebiliyordum; hayat standartlarım yükseleceğine git gide düşüyordu. Yaşıtlarım üniversiteyi çoktan bitirmiş, hatta yüksek lisansını tamamlamış, kimisi eğitime devam etmiş kimisi çoktan evlenmiş çoluk çocuğa karışmış kimisi kariyer planlarındaki iyi bir yerlere gelmişti.
Ben.. ben... benim ise elimde hiçbirşeyim yoktu. Ne parlak bir kariyer başlangıcım, ne ailem, ne çok cafcaflı bol eğitimli bir CV'im.. Üstüne üstlük meteliksiz ve yalnız kalmıştım.
İşte o deforme olmuş pembiş ayakkabılarıma baktığımda işte artık zurnanın zırt dediği yeri yaşadım içimde.. Ama onda bile 'olsun en azından yaşanmışlığım var bu pabuçlarda ve herkes gitse de beni yalnız bırakmıyor' diyip kendimi teselli etme yolunu bulmuştum.
Lakin olmuyordu işte, birşeyler yapmanın zamanı gelmişti. Eve geldiğimde ilk önce içimi hüzünle karışık başarısızlık ve yalnızlık hissi kaplamıştı. Öyle ya ailemde yanımda değildi; ne fiziksel olarak ne de manevi.. beni de anlamıyorlardı.. Onlar şimdi her köşesi hayat dolu olan memleketim Türkiye'de evlerinde, hayata dair tek kaygıları çocuklarının 'iyi işlerde çalışması' olduğu için küçük dünyalarında huzur içinde yaşayıp gidiyorlardı. Ben ise onlardan kilometrelerce uzakta zamanında üniversite eğitimi için gelmiş olduğum 'büyülü' Avrupa'nın gri bir şehrinde birşeyler yapmak; başarabilmek uğruna belki de 'hayatı teğet geçerek' yaşıyordum.

Yalnız kalmıştım, bunun suçlusu ben miydim? Her sıçramak için yaptığım girişimde daha da yalnız kalmıştım. Nerede yanlış yapmıştım??? İçimde kocaman bir volkan.. Anlatmalıydım.. Ama asosyal de olmuştum. O zaman yazmalıydım; uzun zamandan beri bir türlü girişemesem de geç kaldığımı düşünsem de ama bu yalnızlıktan da kurtulmalıydım..

Evet sanal günlüğüm; artık bende bu alemdeyim. Fakat benim bu blogumun enformasyon içerikli olmayacağı kesin. Dilim itirafkar, yürekli ve biraz da alaylı olacaktır. Yolculuğumdan bahsedeceğim; yolculuğun kendisinin keyfini çıkarmak dileğiyle..