Pembe burnu yırtık bir spor ayakkabı..
Beni
birşeyler anlatmaya iten aslında tam olarak bu muydu.. yoksa
bardağı taşıran son damla mıydı; pembe emektar eskimiş bir
ayakkabı..
Yapayalnız
ve beş parasız kaldığım bir dönemde, neredeyse kalan son
arkadaşımla yaşadığım bir tartışmadan sonra eve dönerken
gözüm bir an ayaklarıma takıldı. Evet hala içi dışına çıkmış
bir ayakkabı giyebiliyordum; hayat standartlarım yükseleceğine
git gide düşüyordu. Yaşıtlarım üniversiteyi çoktan bitirmiş,
hatta yüksek lisansını tamamlamış, kimisi eğitime devam etmiş
kimisi çoktan evlenmiş çoluk çocuğa karışmış kimisi kariyer
planlarındaki iyi bir yerlere gelmişti.
Ben..
ben... benim ise elimde hiçbirşeyim yoktu. Ne parlak bir kariyer
başlangıcım, ne ailem, ne çok cafcaflı bol eğitimli bir CV'im..
Üstüne üstlük meteliksiz ve yalnız kalmıştım.
İşte
o deforme olmuş pembiş ayakkabılarıma baktığımda işte artık
zurnanın zırt dediği yeri yaşadım içimde.. Ama onda bile 'olsun
en azından yaşanmışlığım var bu pabuçlarda ve herkes gitse de
beni yalnız bırakmıyor' diyip kendimi teselli etme yolunu
bulmuştum.
Lakin
olmuyordu işte, birşeyler yapmanın zamanı gelmişti. Eve
geldiğimde ilk önce içimi hüzünle karışık başarısızlık ve
yalnızlık hissi kaplamıştı. Öyle ya ailemde yanımda değildi;
ne fiziksel olarak ne de manevi.. beni de anlamıyorlardı.. Onlar
şimdi her köşesi hayat dolu olan memleketim Türkiye'de evlerinde,
hayata dair tek kaygıları çocuklarının 'iyi işlerde çalışması'
olduğu için küçük dünyalarında huzur içinde yaşayıp
gidiyorlardı. Ben ise onlardan kilometrelerce uzakta zamanında
üniversite eğitimi için gelmiş olduğum 'büyülü' Avrupa'nın
gri bir şehrinde birşeyler yapmak; başarabilmek uğruna belki de
'hayatı teğet geçerek' yaşıyordum.
Yalnız
kalmıştım, bunun suçlusu ben miydim? Her sıçramak için
yaptığım girişimde daha da yalnız kalmıştım. Nerede yanlış
yapmıştım??? İçimde kocaman bir volkan.. Anlatmalıydım.. Ama
asosyal de olmuştum. O zaman yazmalıydım; uzun zamandan beri bir
türlü girişemesem de geç kaldığımı düşünsem de ama bu
yalnızlıktan da kurtulmalıydım..
Evet
sanal günlüğüm; artık bende bu alemdeyim. Fakat benim bu
blogumun enformasyon içerikli olmayacağı kesin. Dilim itirafkar,
yürekli ve biraz da alaylı olacaktır. Yolculuğumdan bahsedeceğim;
yolculuğun kendisinin keyfini çıkarmak dileğiyle..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder